Vangelis Hacıyanidis

Vangelis Hacıyanidis her şeyden önce usta bir kurgulayıcı, romanlarında gayet dolambaçlı bilmeceler kuruyor. Mahpusluk ve tecrit öne çıkan temaları. İktidar üzerine düşünmeyi seviyor, sosyal dinamikleri gözden kaçırmaksızın yazıyor ama insan psikolojisini anlatmakta, atmosfer yaratmakta çok başarılı. Yazdıklarını birer fabl olarak okumak mümkün, Hacıyanidis’in büyülü gerçekçilikten etkilendiği de kolaylıkla söylenebilir.

1967 Serez doğumlu. Atina Üniversitesi’nde hukuk okumuş. Sonra tiyatro eğitimi almış. Üç yıl tiyatro oyuncusu olarak çalıştıktan sonra yazmaya başlamış.

Hacıyanidis’in ilk romanı Dört Duvar Yunanistan’da ilk kitaplara verilen Diavozo ödülünün sahibi. Hemen bütün Avrupa dillerine çevrilen kitap Fransa’da en iyi çeviri romanlara verilen Laure Bataillon Ödülü’nü kazanmış, İngilizce çevirisi ise Independent Yabancı Kurmaca Ödülü’nde kısa listeye kalmıştı. Dört Duvar’ı, Hacıyanidis’in ikinci romanı Çalınan Zaman ve öykü kitabı Doğal Tarihler izledi.

10’a yakın tiyatro oyunu dünyanın birçok yerinde sahnelenen Hacıyanidis, Sahne Işığı adlı oyunuyla 2013’te Heidelberg Tiyatro Festivali’nde Halk Ödülü’nü aldı. Romancılıkla oyun yazarlığını bir arada sürdürmeyi seviyor: “Bu çeşitlilik hoşuma gidiyor. Biri şehirde diğeri köyde iki evim varmış gibi bir his. Asıl yerimin edebiyat olduğunu düşünüyorum ama eğitimim ve oyunculuk tecrübem sayesinde içerden bildiğim tiyatroda daha büyük bir samimiyet hissi bulduğumu da söyleyebilirim.”

Hacıyanidis, sadece edebiyat ve tiyatro eserleri de vermiyor üstelik. Vasilis Vasilikos’un, Costa Gavras tarafından filmi de yapılan ünlü romanı Z’den uyarladığı opera librettosu ise 2017’de Niarchos Vakfı’nda sahnelendi. Yine 2017’de Marsa Makris’in filmi Küfür’ün senaryosunu yazdı. Burada da yine romanlarındakine benzer bir tecrit halini, bir yere kapatılmış olma temasını işliyor.

Peki tecridin, mahpusluğun ona bunca çekici gelmesi neden? “Karakterlerimi bir yere kapatmayı seviyorum” diyor, “onları elimde bir büyüteçle bir köşeye sıkıştırıp derinliklerini, detaylarını inceleyebiliyorum böylece. Sinemadaki yakın plan çekim gibi bir şey bu, en ince ifadeleri bile yakalayabiliyorsunuz.”