Haysiyet

Gaye Boralıoğlu, Ümit Kıvanç

Mart 2019

Editör'den

Kıraathane Kitapları’nın üçüncü, Kitap Stüdyosu’nun ilk kitabıyla merhaba.  

Kıraathane Kitapları bizim Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi ile eş zamanlı olarak kurduğumuz, kâr amacı gütmeyen, bütün kazancını yine kitaba yatıracak olan yayınevimiz. Küçük adımlarla, özellikle Türkçede hak ettiği yeri bulamadığına inandığımız çağdaş yazarların eserlerinin çevrilmesine odaklanarak başladık, bir süre de böyle devam edeceğiz. 

Kitap Stüdyosu ise yavaş yavaş hayata geçirdiğimiz bu hayalin parçalarından biri, hem İstanbul Edebiyat Evi’nin bir odasının hem de bu odada başlayıp burada kalmayan, duvarları aşıp kendisine yeni muhataplar arayan konuşmaları size sunacağımız yayın dizimizin adı. 

Kitap Stüdyosu’nda birbirine bir şeyler anlatma, birbirini dinleme, birbiriyle konuşarak düşünme alışkanlığına sahip dostlarımızı konuk ediyor ve onlardan, hayatlarında, eserlerinde, duruşlarında önemli yeri olduğunu bildiğimiz bir konu üzerine konuşmalarını,  bu konudaki fikirlerini konuşarak derinleştirmelerini istiyoruz. Onları kendi aralarında bir diyaloga davet ediyoruz yani. Birbirlerine ne söyleyeceklerinin, sözü nereye vardıracaklarının merakıyla, aralarındaki diyalogun daha geniş bir toplumsal konuşmanın başlamasına vesile olmasını dileyerek.

Kitap Stüdyosu’nun ilk konukları Gaye Boralıoğlu ve Ümit Kıvanç, onlara önerdiğimiz konu ise “haysiyet” idi. 

İki değerli yazar haysiyet kavramının kendileri için taşıdığı anlam ve bu kavramın hayatın içinde açtığı yollar üzerine, İstanbul Edebiyat Evi’nde baş başa iki uzun buluşmayla başlattıkları diyalogu başka buluşmalarla genişlettiler. Altı aya yayılmış bir birlikte düşünme egzersizi yaptılar ve bu zaman zarfında konuşa konuşa kapsamlı bir ortak metin ürettiler.

Hepimizi haysiyet üzerine daha fazla düşünmeye davet etmesini umduğumuz bu metni Kitap Stüdyosu’nun ilk kitabı olarak sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Editörlüğünü Yasemin Çongar'ın yaptığı Kitap Stüdyosu dizisinin ilk kitabı olan Haysiyet, Mart 2019'daki birinci ve Haziran 2019'daki ikinci basımında biner adet basılmıştır. Haysiyet'in üçüncü basımı 2020 ilkbaharında yapılacak.

Haysiyet'ten bir bölüm

Ümit Kıvanç Sebepsiz yere gözaltına alınabiliyorsam, tutuklanabiliyorsam, işim, telefonum, bilgisayarım, giderek evim, malım mülküm elimden alınabiliyorsa dünyadaki yerim, köküm buna göredir. Tam bir varoluş sayılmaz bu. İnsan olduğumu, haklarımın bulunması gerektiğini biliyorum, duymuşum öğrenmişim bir defa. Bunlar olmayınca elbette kendimi yarım yamalak, eğreti ve tabii haysiyeti kırılmış hissedeceğim. “Ya haysiyetsiz yaşayacaksın ya da hiç”e mahkûm olmak demek sivil ölüm. Baskıdan kaçmaya çalışabilirsin, yeni yollar bulup oralardan yürümeye çalışabilirsin. Her halükârda seçmediğin, zorlandığın seçenekler arasında gidip geldiğini bileceksin. Sivil ölüme zorlanırken haysiyet meselesini aşmak kolay değil. Çocukların varsa beslemen, okutman lazım…

Gaye Boralıoğlu Sivil ölüm konusu ile haysiyet ilişkisini ben tam olarak böyle tarif etmem. Devlet ya da hükümet, muhaliflerini susturmak, yok etmek isteyebilir. Bu elbette aynı zamanda haysiyete yönelik bir tehdittir. Senin, özgürlüklerini, haklarını elinden alarak haysiyetini kıracağını sanıyor. Ama diyelim bir mühendisin limon satmak zorunda kalışı haysiyetsizlik değildir. Aslanlar gibi satarsın icap ederse. Senin başarısızlığın değil ki bu, zalimin zulmü. Burada bir haysiyet sorunu varsa o da onu bu durumda bırakana aittir. Yani hükümet ya da devlet artık her ne diyeceksek, haysiyetsiz odur. Mağdurun haysiyeti uğradığı zulümden ötürü kırılmaz. Ne zaman kırılır? Karşı tarafa geçtiği zaman, zulmedenin açısında durduğu zaman kırılır.

Haysiyet hakkında yayımlanan eleştiri ve yorumlar

Tanıl Bora / Birikim (08.05.2019)

Konuşanlar ‘yengi’ değil fikri bereketlendirme peşinde – bu küçük kitabın bir kıymeti de bu adabın örneğini vermesindedir. Varılan noktayı, Ümit Kıvanç haysiyetin “kombine” bir değer olduğunun altını çizerek toparlıyor; başka değerleri de gözetmesi gereken ve öncelikle başkalarının varlığını ve hakkını tanıma hassasiyeti ile kaim bir değer. ‘İnsanımızın’ giderek daha nadir mahcup oluyor olması, mahcup olma kabiliyetinin yitimi, başkasını umursamazlık, nobranlık, toplumsal bir haysiyet sorunu, bu bakımdan. 

https://www.birikimdergisi.com/haftalik/9486/haysiyet#.XjlMJmQzZQM

Filiz Gazi / Gazete Duvar (23.05.2019)

Tek başına hangi sözcüğün kimin için ne ifade ettiği kültürel, sosyal durumla da bağlantılı. “Haysiyetim, şerefim için öldürdüm” diyen adamın haysiyetiyle, Gaye Boralıoğlu ve Ümit Kıvanç’ın sohbetlerine konu olan haysiyetin anlamı bir değil. Kompleks bir yaratık olan insan üzerine konuşmanın böyle çetrefilli tarafları var. 

https://www.gazeteduvar.com.tr/kitap/2019/05/23/haysiyet-nedir/

Murat Sevinç / Gazete Duvar (13.06.2019)

İlk kez duyduğum (çok yeni sayılır) bir yayınevinden, Kıraathane Kitapları’ndan çıkmış bir çalışma (2019). Kahramanları Gaye Boralığlu ve Ümit Kıvanç. Kahraman diyorum, zira ‘yazan’ konumunda değiller. İki değerli yazar belli aralıklarla bir araya gelmiş ve bir kavram üzerine fikir alışverişinde bulunup tartışmış. Ortaya okuması çok zevkli bir kitap çıkmış.

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/06/13/haysiyet/

Osman Kavala / P24Blog (29.07.2019)

Haysiyet’i okudum. Gayet başarılı bir format, tartışmanız ciddî biçimde zihin tetikliyor (‘zihni tetikliyor’ daha mı doğru?) Çoğu zaman sana, bazen Gaye’ye hak verdim, iyi bir ikili oluşturmuşsunuz.

(Bu yazı, Osman Kavala'nın Ümit Kıvanç'a 9 Temmuz 2019'da Silivri Cezaevi'nden yazdığı mektubun, Kavala'nın izni ve gözden geçirmesi ertesinde yayımlanmış metnidir.)

http://p24blog.org/yazarlar/3873/-haysiyet--uzerine

Halûk Sunat / Varlık Dergisi (Kasım 2019) 

Bense, bu noktada, ‘haysiyet/lilik’ diye anlaşılmaya ya da bir kavram olarak açımlanmaya çalışılan şeyin, öncelikle, –‘self/benlik’ kuruluşuna ve işleyişine dair– ‘kendiliksel bir değer’ olduğunun altını çizerek (az önce vaat ettiğim üzere) araya girmek isterim. Kuşkusuz, bu, tartışılan şeye ‘psikanalitik’ terbiye ile bakmanın ifadesi: Kendilik dediğimiz şey, kendisini, içinde soluk alıp verdiği –anne karnından başlayarak erken bebeklik dönemine dek uzanan– ortak yaşam dünyasından (‘primer narsisistik bütünlük’ten) ayrıştırarak kurar. Bedensel gelişimle birlikte ihtiyaçları üzerinden dışarıya yönelen ve dışarıyı ayrımsayan bebek, böylece, ‘öteki’ ile ‘ilişki’si içinde –ve ötekinde kurduğu ‘ideal’ (‘ben/ lik ideali’) üzerinden– kendisi olmanın yolunu tutar; yolculuğunun bıraktığı izleri ötekinin aynasında ‘kendi’ olarak tanır. İşte; haysiyet/ lilik (ya da, –sizlik) de, anılan kendilik oluşum sürecinin kişiye mahsus bir –kuruluş– hattı olarak alınmalı; lakin, ‘ideal’le ilişkisi (giderek ‘vicdan’la [üstben] bağıntısı) münasebetiyle hassas, kırılgan ve derinden işleyen (uygun koşullarda zor da olsa dönüşebilen) bir kendiliksel hat olduğu unutulmamalıdır.