5 Ekim Çarşamba 18:00

Su Akar Dilini Bulur / All Water Falls into Language

Küratör: Naz Kocadere

Özgür Atlagan - Annabelle Binnerts - Ulufer Çelik - Eser Epözdemir - Giovanni Giaretta - Itamar Gov - Fatoş İrwen - Şafak Şule Kemancı - Merve Kılıçer - Marina Papazyan - Merve Ünsal - Müge Yılmaz

Sergi Açılışı

İstanbul Edebiyat Evi olarak Sonbahar 2022 Sezonumuzu İstanbul Bienali'nin paralel programında yer alan bir karma sergiyle başlatmaktan mutluluk duyuyoruz.

Su Akar Dilini Bulur ağırlıklı olarak Hollanda ve Türkiye’de yaşayıp üreten sanatçıların yapıtları vesilesiyle dil, iletişim ve ifade biçimlerinin alışılanın dışındaki aktarımını araştırıyor.

Sergi, Murathan Mungan’ın Hamamname romanında, yüzyıllardır yaşayan bir su cininin anlatımı üzerinden İstanbul’un hamam tarihini yansıttığı yeni dil arayışından ilham alır. Derlenen yapıtların arasındaki diyalogda suyun hafızasında saklanan dilin arayışı gözlenebilir. Cinsiyet normları, geleneksel kodlar ve kültürel dayatmaların kısıtladığı bir düzeni reddeden muzip heykeller, absürt video ve imgeler, mekânın kulağı olmaya meyilli yerleştirmeler ve sessizliği yankılanan fotoğraflar yeni olasılıkların yolunu çizer. 

Naz Kocadere'nin küratörlüğündeki sergide yapıtları yer alan sanatçılar: Özgür Atlagan, Annabelle Binnerts, Ulufer Çelik, Eser Epözdemir, Giovanni Giaretta, Itamar Gov, Fatoş İrwen, Şafak Şule Kemancı, Merve Kılıçer, Marina Papazyan, Merve Ünsal, Müge Yılmaz.

Özgür Atlagan’ın “Letter to N” (N’ye Mektup) isimli kaset yapıtı, 30 dakikalık bir derlemeyle sanatçının yerleştirme ve performans odaklı pratiğinden ortaya çıkan kara mizahi anlar ve hikâyeler koleksiyonuyla, synth sesleri ve saha kayıtlarını bir araya getirir. Hikâyeler, adalet sistemi, işkence, idam cezası, kentsel dönüşüm ve talan üzerine şiirsel bir yaklaşım sunar. Haziran 2021'de Het Generiek tarafından çıkarılan “Letter to N” kaseti, Rijksakademie van beeldende kunsten, SAHA Derneği ve Hinderrust Fonds desteğiyle üretimişti.

Annabelle Binnerts’ın "Siren's Song" (Siren’in Şarkısı) adlı mekâna özgü tekstil yerleştirmesi, denizdeki met hâlini taklit edip sergi alanının ahşap tavanındaki süslemelerin izinden akar. Sanatçının su ile ilgili çeşitli mit ve halk hikâyelerine dair araştırmasından esinlenerek yazdığı sözlerde, genellikle siren adı verilen (dişi) karakterler, cezbedici güzellikleri ile denizcileri tehlikeli sulara çekmesiyle bilinen mitolojik karakterler anlatılır. Sanatçı, bu canlıların hem insanın suyla ilişkisinin bir metaforu hem de “güvenilmez/tehlikeli bir kadın” kinayesi gibi betimlenmesini çarpıcı bulur. Metnin yapısı, denizciler tarafından sıklıkla söylenen bir şarkı olan ve deniz kıyısındaki gemilerini ehlileştirmede şarkı söyleyenlere yardımcı olan çağrı-cevap ve tekrarlı yapısı ile bilinen bir şarkıdan ödünç alınmıştır.

Ulufer Çelik, “Çiçek Galiba Pek Unutmuyor” başlıklı tuval üzeri pastel yapıtında, Anadolu’daki geleneklerde özel bir yeri olan mecidiye kumaşını resmeder. Sanatçı, bu otantik geometrik motifin kullanıldığı kına ve evlilik ritüellerinde, kadının tekstildeki koton (kutnu: hemfikir olmak, uyum içinde olmak) materyalinin öğütlediği itaatkârlık öğretisine işaret eder. Yapıt, kullanılan tekstilin aile, aidiyet, kimlik ve cinsiyet normlarına ilişkin kadının rolünü dolaylı olarak kıstırıldığı alanı sorgular.

Eser Epözdemir’in fotoğraf kitabı “Zulmet Diyarı” ismini Arapçada karanlık kelimesinden hareketle, birçok mitolojiye konu olan ölümsüzlük suyunun bulunduğuna inanılan, ancak konumu bilinmeyen yerden alır. Beyoğlu’nun çeşitli semtlerinde yer alan otuz yedi çeşmenin cephe fotoğraflarından oluşan kartpostal derlemesi, her gün önünden geçip gittiğimiz artık gözlerimize görünmez olmuş sokak çeşmelerini mercek altına alır. Suyu akmadığı için kulaklarımızın da duymadığı bu çeşmelerin, suyun şırıltısıyla değil sessizlikleriyle anlattıklarına odaklanmayı önerir. Sanatçı, sergide yer alan 2017 basımlı fotoğraf kitabından yola çıkarak oluşturduğu yerleştirmeyi "boşluk/ kaynakla arandaki sözde mesafe” olarak isimlendirir.

Giovanni Giaretta’nın tek kanallı videosu “Words Words Words Are Decorative Sounds” (Kelimeler Kelimeler Kelimeler Süslü Seslerdir) videodan alıntılar ve figürler olan bir heykel ve bir ışık kutusu içeren bir video yerleştirmesi olarak kuruldu. Yapıt, dil ve kültürel kimlik arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırır. Sanatçı, dili salt basit bir iletişim aracı olarak değil, yeni kimlikler ve coğrafyalar şekillendirerek birbirine bulaşabilen gelişmiş virüsler olarak nitelendirir. Videoda, sözcükler, anılar ve görüntüler, bir deniz mühendisliği stüdyosunda yaratılan ve filme alınan yapay manzaralarla birleşir ve bir rüya kadar doğal ve tedirgin edici hissettiren, belirsiz ama tutarlı sekanslarda akar.

Itamar Gov, Anatolian Phantom-Limbs (Anadolu Hayalet-Uzuvlar) isimli yerleştirmesinin başlangıç ​​noktası ampute bir uzvun, kaybedildikten yıllar sonra bile vücut tarafından güçlü bir şekilde hissedildiği fiziksel bir durumdur. Yerleştirme, tarih boyunca Anadolu’da sayısız uygarlık tarafından dikilmiş çeşitli heykellere işaret eden taş unsurlardan oluşur. Homojen bir kültürel imgenin peşinden giderken kamusal alandan zorla kaybolan kültürlerin taş kalıntıları, bir zamanlar ait oldukları ve artık hayalet olan bedenlerden kopan taş uzuvları andırır. Kaderinden beklendiği gibi ortadan kaybolmayı reddeden taş uzuvlar, absürt ve anıtsallık karşıtı bir hacimde asılı durur.


Sergiyi 6 Ekim - 19 Kasım 2022 tarihleri arasında Pazar hariç her gün 11:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Adresimiz: Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi, Asmalı Mescit Mahallesi, Yemenici Abdüllatif Sokak. No:1, 34430 Beyoğlu. İstanbul

Su Akar Dilini Bulur grup sergisi Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu tarafından destekleniyor. /
All Water Falls into Language group exhibition is supported by the Consulate General of the Netherlands in Istanbul.

Lütfen önceden kaydolunuz.


Öğrenci
Mezun
Evet
Hayır