“Kanatlarımı Geri İstiyorum!” – “I Want My Wings Back!”

Göçlerin milyonları oradan oraya savurduğu, aydınların ve yazarların boş yere hapis yattığı, ifade özgürlüğünün giderek zorlandığı dünyamızda, İstanbul Edebiyat Evi’nde yeni mesajımız bu oldu.

“Kuşların Dili: Düşlerimizde Bir Yolculuk” 

“The Language of Birds/ A Journey in Our Dreams”

Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde bu başlıkla 9-10 Şubat 2019 tarihlerinde Yunan sanatçı Maro Michalakakos tarafından gerçekleştirilen sanat atölyesinin katılımcıları,  Ev’imizi / Ev’inizi  bir bayram yerine  çevirdiler, yaptıkları enstalasyonlar binayı hoş sürprizlerle renklendirdi. Çalışmalar ziyaretinizi bekliyor.

Atölye katılımcıları olarak ilk gün  bir araya gelip, birbirimizi kısaca tanıdık. Ardından, Maro Michalakakos’un bazı yapıtlarını daimi koleksiyonuna alan, geçici mekanıyla komşumuz olan İstanbul Modern Müzesi’ni ziyaret ederek, sanatçımızın işlerini izledik. Anılarımıza katmak için birlikte  fotoğraf çektik. Bu ziyareti ücretsiz olarak yapmamıza izin verdikleri ve kolaylaştırdıkları için  bütün İstanbul Modern çalışanlarına, genel yönetmen Levent Çalıkoğlu’na ve özellikle sayın Deniz Pehlivaner’e çok teşekkür ederiz. 

Edebiyat Evi’ne döndüğümüzde hummalı bir çalışma başladı. Önce çizimler yaptık, ardından kumaşlarla, kartonlarla, çevremizde  bulduğumuz her malzemeyle enstalasyon üretmeye doğru ilk adımlarımızı attık. Maro Michalakakos hem bizleri yönlendirdi, hem kendi çalışmalarını tanıttı, hem de çağdaş sanat üzerine, kuşlar üzerine, özgürlük ve kısıtlanma temaları üzerine uzun sohbetler yaptık.

 

Arada, mekanımızın en sıcak köşelerinden biri olan Önce Kahve’ye inip çorba içenler oldu.

İkinci gün, artık herkes nasıl bir enstalasyon yapacağı konusunda büyük ölçüde  fikir sahibiydi. Yemek arası bile vermeden süren çalışmalar sonunda, olağanüstü yapıtlar ortaya çıkmaya başladı. 

Örneğin, “Kendi içinizdeki canavarla bir selfie çekin” / “Take A Selfie With Your Inner Monster” adlı kuş kafalı ve kanatlı maske, bize iç canavarımızın aslında çok sevimli olduğunu hatırlatıyor!

Başak Güntekin’in bu çalışması, Maro Michalakakos’un atölye için başlangıçta geliştirdiği bir fikirle tam buluştu: “Kuşlar pençelerini de, kanatlarını da suçluluk duymadan, korkusuzca kullanırlar. Ya biz insanlar?”  Acaba biz de kuşlardan korkusuz yaşamayı öğrenebilir miyiz?  İçimizdeki canavardan korkmuyoruz, çünkü o sadece sevilmeyi istiyor.

Atölyemizin katılımcıları, kuşların sembolik anlamlarından yola çıkarak geliştirdikleri bazı temalar ve fikirler üzerine sohbet ederek işler ürettiler.

Ayşegül Molu, daha başlangıçta, “göç” fikrine yönelerek, günümüz dünyasının en acı ve sert gerçeklerinden olan büyük mülteci yığınlarını ve göç hareketlerini, “kırık kanatlar” temasıyla görüntülemeyi seçti. Bu çok etkileyici bir fikirdi.

Daha önce, kuşların mesaj taşıyıcılar olarak simgelendiği bir “melek” figürü üreten Tülin Başkan da  ona katılınca, fikri birlikte geliştirdiler ve çok etkileyici bir mobil inşa ederek muhteşem bir enstalasyon yarattılar. “Kanatlarımı Geri İstiyorum” başlıklı bu  özgürlüğe adanmış çalışmanın  altında ve onun devamı olarak, Tülin Başkan ve Pelin Sidar Genç’in dallar kullanarak ürettiği  bir de kuş yuvası var. Ev, yuva, göç ve kırık kanatlar temaları böylece bir araya geldi.

Ev’imizin birinci katında, holdeki aynada sevimli iç canavarınızla selfie çekebilir, hemen yandaki etkinlik odamızda, pencere içindeki bu mobil enstalasyonu görebilirsiniz.

Merdivenleri çıkarken, Pelin Sidar Genç’in binanın  duvarlarını renkli kanatlarla süslediğini göreceksiniz. Bu çalışma, İstanbul Edebiyat Evi’ni kitaplarla ve sanatla bir buluşma yeri olarak, birlikte iyileşme yeri olarak kurduğumuzu hatırlatıyor bizlere.

Gaye Çapanoğlu’nun, üst kattaki toplantı/çalışma odamızda yarattığı ve tavandan aşağı sarkıttığı, gene mobil tarzı yerleştirme, siyah-beyaz kanatların birlikteliğiyle, ying-yang örneği gibi, bizi farklılıkların var ettiğini ve tamamladığını vurguluyor; ne kadar çok birlikteysek, Simurg örneği gibi, düşlerimizi o kadar daha çok gerçekleştirebileceğimizi gösteriyor.

İstanbulEdebiyat Evi’nin ilk yatılı misafiri ( our first  “Artist in Residence! )  sanatçı Maro Michalakakos, bir sabah Ev’de uyandığında, binamızı ve komşu binaları saran nefis mor salkımların dallarının budandığını görünce, kesilen dalları hemen toplamaya başladı ve girişteki merdivenin trabzanlarına  bir kuş yuvası ördü, Sidar Genç’in de katılımıyla çok etkileyici bir eko-sistem yarattı. Başak Güntekin’in yün yumaklarından ürettiği renkli yumurtalar da, bu yaklaşan bahar , diriliş ve umut mesajını güçlendirdi.

Kuşların Dili atölyesine gelip yapıt üreten tüm katılımcı dostlarımıza ve Atinalı sanatçı dostumuz Maro Michalakakos’a çok teşekkür ediyoruz.

Gerçekten de, onlar sayesinde 2019 için yeni  umut mesajımız şekillendi: Kanatlarımızı geri istiyoruz ve birlikte  yeniden kanatlanıyoruz.